31 Temmuz 2010 Cumartesi

´´ Seпiп IsmiпdiЯ || A s K .. !

Bu şehirdeki ağır havayı solumak, uzaklığını daha çekilmez kılıyor.

Ey Can deyip yürek çarkını emanet ettiğim sevgili! Ben gelene kadar kendime, yürek çarkını terk etme ve ey Can sen oradayken benim bana yolum düşmez, iyi bak emanetime!

..؟?..ébediyete kadaR SEN! [♥] ..؟?.

Sev beni... Sonsuz kere!



Yarim olcaksan yüreğimi sahiplenip, yüreğinin olmama izin vermelisin, sonu olmayan sevda türkülerime kulaklarını asla kapamamalısın. Acını sahiplenişime, sana gelen bana gelsin dualarıma şaşırma lüksün yok senin. Gözlerine bakarken bile seni özlememi fazla görmemelisin. Ne kadar mesafeler girse de aramıza aldığın nefes kadar sende olduğumu hissetmen lazım sonsuza kadar...

İzin vermelisin gecenin aydınlığı olup, sabahına güneşin gibi doğmama. Buz gibi ayaz vurduğunda, üşüdügünde beni düşünmen yetmeli ısınmana. Canın acıdığında aklına düşersem acını dindiren yanın olmalıyım ben senin. Elele sevgililer gördüğünde kıskanmalısın çaktırmadan. Aklına düşmeliyim sarılmalısın telefona. Canımın manası yar, dinmiyor sana olan özlemim...

Uzak kaldıkça coşuyor sevdamın çağlayanı diyebilmelisin cesurca. Gözlerine baktığımda her yeri sen kokan diyarlarda bulmalıyım kendimi. Tüm yollarım sana çıkmalı. Kendimi kaybettiğim her anda yol gostericim sen olmalısın. Ömürlük bir yokluk bile sebep olsa ayrılığımıza bekleyişlerim tükenmez asla...

Sev beni, suya hasretcesine suyu yudumlar gibi...
Sev beni, acısını dindirmek isteyen çocuğun annesine sarılışındaki masumluk gibi...
Sev beni, dua dua sevdiğim gibi seni...
Sev beni, erisin tüm buz tutmuş sancıyan yanlarım...
Sev beni, dünyam sevginle şenlik havasına bürünsün...
Sen beni sevdikçe halaylar cekilsin, kavuşsun tüm filmlerin aşıkları, evinde yakacak sobası olmayan çocuklar ısınsın...

Sev beni, seni sevdiğim kadar sev beni...
Sev ki bizi gören herkesi hayran bıraksın sevgimiz, sevilmek istesin her genç kız ben gibi, her erkek sen gibi delicesine aşkı tatmak istesin.

Seviyorum seni...

30 Temmuz 2010 Cuma

LaĐesim oL ~ hiç çıKma akLımĐan..!



Bulutlarının altında duruyorum hiç kımıldamadan, öylesine duru ve biraz sessiz. Bekliyorum. Yüzüme asacağın anlamları bekliyorum, dağların eteğinde benim için güneşe yatırdığın çiçekleri okşayarak, hiç düşünmeden koşa koşa sana geliyorum.

Kendime tutunduğum her an sana adımla geliyorum.

Taş bir plağın gramofondaki ahengi sallanırken pencere kenarında yoldan gelen geçene bakıyorum, sadece düşlerim var yaslandığım koltukta, geçen onca yıldan sonra benim de düşlerim var. Tam sana düşler kurarken hep sen oluyorum, şimdi ben olduğumu anlıyorum sende.

Bulutlarının altında duruyorum hiç kımıldamadan, öylesine duru ve biraz sessiz. Seni bekliyorum. Kendime tutunduğum her an sana adımla geliyorum...

Sana geleceğim yarim!



Elimde kalem senli bir şeyler yazmak isterken hani küçüklüğümüzde defter kenarlarına yaptığımız süsler vardır ya onlarla dolduruyorum kağıdın her yanını...

" SEN BİR YERLERDE BEN BİR ŞEHİRDE, AKŞAM OLUNCA BENİ HATIRLA! "

Seninle konuşur gibi konuşmak istiyorum kağıtla.

Ama olmuyor cümlelerim kenar süslerinin arasında asılı kalıyor!

Aklımdan deli fikirler geçiyor, sonra oturup kendi düşüncelerime gülüyorum, yok olmaz diye..

O en sevdiğim resmini açıyorum, bakıyor bakıyor sonra susuyorum!

Ben senin resimlerini değil ki ruhunu özlüyorum. Bunu bal gibi biliyorum!

Cümlelerini, paragraflarını, onlara kattığın manayı seviyorum. Bunu ben bal gibi biliyorum.

Hayalinle hasretimin sınırlarını ölçüyorum!

Öyle bir an gelecek ki hasretimin sınırı, bulunduğum şehrin sınırlarını aşacak yolculukları göze alıp sana koşacağım!

Bunu göze alacağım!

18 Temmuz 2010 Pazar

Geliyorsun ya...



Seninle her şey toz pembe, gözyaşlarım bile. Başka hiçbir renge yakıştıramadığım sen benim dünyamın en güzel yanısın. Hikayemde hep aynısın, gitmiyorsun, bitmiyorsun. Benim güzel gülüşlü kahramanım, ben hep senin yanındayım.

Sensiz geçen zamanlarda, satırlara sığdırdım hep seni. Sevgin bende bitmez diye, söylemekten vazgeçmedim hiçbir zaman hiçbir yerde!

Benim pembe masalımın tek büyük kahramanı, ben seninle yaşıyorum, seninle nefes alıyorum, seninle varım.

Seni Seviyorum!

Evet sendin beklenen, evet sendin istenen. Eksikligi hissedilen, yokluğunda özlenen... Şimdi geliyorsun ya, aslında bana sadece kendini getirmiyorsun. Gelişinle bana dünyaları veriyorsun sen sevdiğim, biricik sevgilim.

Sebepsizce...

Sev beni!

Öyle bir sev ki hem de her sözün mutlu etsin,
Her bakışın içimi titretsin,
Ellerim her an ellerini hissetsin,
Yüreğimde hep sen ol ve yüreğin hep benim olsun,
Bizi gören, bize imrensin ve hep sevilmek istesin...
İhtiyacım var buna, sevgine ve sana...

Sev beni!

Sadece sen sev,
Sadece seni bilsin yüreğim,
Sadece, "sen" desin dilim...
Sev...
Sadece sev işte,
Sebepsizce...

Bence AŞK = SEN



Size anlattım ya kerbela vakitlerdi.
Her sevişme sonrası dağılırdı elin ayağın ritmi.
Hep aynı yöne yüzerdi gemiler.
Deniz hep aynı denizdi.
Aşktı, ötekiydi, değildi, ne fark ederdi?
Ah! Çocukluğumun yüküydü sevgi.
Boyumdan büyük, fazla meşakatli.

Bütün hayatım boyunca öğrendiğim,
Bir çocuğun gülüşünde gizliydi yaşam.
Ömürse en uzun yolculuğuydu insanın
ve eğer seviyorsan, şarabın rengiydi aşk.
Sevgilinin gözleriydi anlam.
Sevgilinin sözleriydi anlam.

Bir şeyler mi eksik?



Bu çay demsiz mi ne? Yoksa şekeri mi az gelmiş? Alıştığım bardağın içinde değil belki de yudumlamaya çalıştığım çay. Bu ne hal ki sanki hep bir şeyler eksik, çayımın demi, pastamın kreması, simidimin susamı!

Bir şeyler eksik başlayınca, bir şeyler eksik gidiyor hep. İyi de eksik işte bir şeyler, hani fıstığı çikolatamın, hani bütün renkleri gökkuşağımın? Fesleğenimin kokusu nerde yeşil yeşil? Bir şeyler eksik, bir şeyler eksik!

Sesim cıvıldardı benim, gözüm pırıldardı, gülüşüm pembe pembe açardı günaydınlarımın üstünde. Peki nerde sesimin cıvıltısı, gözümün pırıltısı ve gülüşümün pembeleri, ‘günaydın’larım, ‘nasılsın’larım, ‘merhaba’larım nerdeler? Yerinde olmadığını, bulunmadığını, az noksan yetersiz olduğunu söylüyor bana bir şeylerin. Onun için deyip duruyorum, bir şeyler eksik!

Halbuki sana anlatsaydım bunları, eksiklerim tamamlanır, noksanlarım dolar, yarımlarım bütünlenirdi. Ağrılarım hemen geçer, içimin sızlaması kesilirdi. Aynaya bakmaya lüzum kalmaz, ne giysem çok yakışırdı üstüme...

Sana anlatsaydım bunları, parmaklarıma yazmak için, bacaklarıma yürümek için güç dolardı. Yollar da çabuk biterdi yolculuklara benzeyen yazılar da. Zaten yollar da beni sana getirirdi yazılar da.

Sana gelsem anlatırdım zaten bunları, ne anlatılacak sözüm kalırdı eksik, ne de dinleyecek olanım. Omzuna konmuş bir muhabbet kuşu gibi cıvıldardım kulağına, bir şeyler eksik kalmasın diye!

İnanma istersen. Fakat bunları sana anlatıyor olsaydım kelebekler uçuşurdu kar tanelerinin arasında, fesleğen dallarından yeni yapraklar sürerdi, kışın ortasında badem ile kayısı ağaçları yarışırdı hangimizin çiçeği daha fazla pembeleşecek diye.

Bir şeyler eksik iken arka balkonda yıldızlanmak bile yaldızlamıyor duygularımı. Bildiğim, gördüğüm, duyduğum, hissettiğim aynı sanki hep; bu simidin susamı mı eksik, bu çayın demi mi eksik, bu gülüşün şekeri mi eksik? Vapur bacalarına da duman yakışırdı hani ve arkalarına bir sıra köpük ve etraflarına bir sürü martı.

Fotoğraflar eksik geliyor artık bana, çünkü fotoğraflar hep oturup duruyor sanki aynı zaman içinde mahpus gibi! Ne mi demek istiyorum, ne mi var dilimin altında? Hiiç! Hani bir şeyler eksik gibi geliyor ya bana, sana da sorayım dedim; sence benim neyim eksik? Kimim eksik?

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Sen Gideli...

Bir şeyler akıyor ömrümün içinden,
Ufak tefek, süt beyaz, kan kırmızı...

Ben seni arıyorum rüyalarımda,
Geceler içinde bir yıldız, bir yıldızı...

Bir perişan haldeyim sen gideli...

İstanbul senmişsin!

O’nu avuç içlerimde bile saklayabilirdim
kimse görmesin diye..



Sesinin, kokunun ve varlığının sindiği duvarlar üzerime geliyor. Bir nokta kadar küçülüyorum evimizin içinde. Varken yoklara karışıyorum. Hasret var ya... O an buhar olup uçuyor can hanemde. Çektiğim hasret ile yarışıyorum. Gözyaşlarım içime akarken, sen kokan mendil ile barışıyorum.

Şu vakte kadar yudumlamadığım bir his, ruhumun en ücra köşelerini silip süpürürcesine istila ederken beni, ben ben değilim inan! Beni de yanına alıp gittiğini şimdi fark ettim paşam! Şu an bu satırları yazan parmaklar, sana ait olan ‘ben’in bir karalamasından ibaret kesin. Sus. Kara geceler sahipsizliğimi bilmesin! Hayır! Hayır! Sahipsiz değilim. Sen varsın canım! Başucumda oturmuş saçlarımı okşuyorsun.

Ama haksızlık bu! Can sevdiğini, alışığını, aşığını istiyor! Bu sebepten ayın ışığı karanlığa pes diyor. Bu yara onmaz ellerin olmadan. Dört odacıklı kalbimin bütün koridorlarında bir ses çınlar: Aşkım! Aşkım! Aşkım! Aşkım! Duy da uyan ey Ömer'im! Duy da uyan! Madem ki sensiz saatlerin tik takları gözlerime mil çeker, sen de uyuma!

Altı sandalye ve bir masa. Seni konuşuyoruz. Şimdi. Bu saatte benli rüyalarda Ömer'im. Aylardan Temmuz, dallarda kiraz. Mızıkçı bir çocuk gibi zırlıyorum geceye devrilen boşlukta. Hadi ey can, gelsene biraz...

Pencereler üzerime kapanmaktan vazgeçmiyor bu gece. Niçin? Sen yoksun ya... Azatsız bir kölenin açık pencerelerle ne işi olabilir? Hem... Sen teşrif eylemedikçe bu saraya... Bu hasret ve yangın çiçeği ne açılır ne de solabilir! Bağrını yırtan bir goncayım hal-i hazırda. Fuzuli töresince inleyen bir mum alevi. Alevi üşüten şaire nazire edercesine titriyorum! Titriyorum. Sana kavuşmak için bir titreyiş bu. Gönül... Zahiri sensizlikte bir hüzün kutbu!

Yazmaya takat bırakmayan, sözün kifâyetsizleştiği bir yerdeyim. Kederdeyim paşam. Sensiz lezzeti olmayan bir bardak çayımın içinde eriyen şekerdeyim. Farz et ki yâr uğruna çıkılmış bir seferdeyim. Sana varmak için düştüm yola. Düştüm Ömer'im! Bu gece buğulu gözlerinde el pençe divan durmuş bir düştüm. Kirpiklerine tutunup sana serenat eyledim o harfleri yitik lisanla. Beni kimsecikler anlamaz. Zaten anlasın istemem! Bir tek sen anla.

Yastık taş kesilmiş, uyku firarî, sabah ile gecenin arasında bir yerde, karıncalanan ellerim böğrümde. Yeter! Yeter Ömer'im! Aşığa azaptır mesafeler. Her ne sebeple olursa olsun.

Aşk... Senle benim aramda.
Ama sen ve ben yok... Biz adlı binanın her taşında.
Şiirden bir avluda beklerken seni... Kafiyem.
Çok...
Ama çok özledim seni...

15 Temmuz 2010 Perşembe

Çok özledim.

Sana sımsıkı sarılmak istiyorum. Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti. Nasıl olsa alışkınım ya ben bu hasrete, galiba başarabilirim.

Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım. Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuşsun sen. Sen bir tanesin, eşin benzerin yok yeryüzünde, yok sen kadar güzel güleni!

Sevdasın sen. Yaşanacak bir şanssın hayatımda. Umutsun, hayatsın, mutluluksun gözlerimde. Sen varken yanımda saniyeleri sayar oldum, geçmesin zaman diye yalvarır oldum ama zaman benim inadıma...

Geleceğini bilmek bile benim yarım kalmamı ya da bu şehri bomboş bırakmanı engellemiyor. Şimdi ben yalnız, şehir bomboş. Sokaklar seni sorar gecenin bir kör vaktinde, gitti derim ama gelecek! Kalbimdeki heyecan, mutlu yarınım, seni çok seviyorum...

Şimdi bomboş etraf, ağlıyorum. Çok soğudu bu şehir. Seni istiyorum bitanem!

Hayatımın anlamı seni bekliyorum.

Kaç gündür sarılamadığım yarim, seni çok özledim.

Gel hemen...

Hemen gel...

Nefes Bile Almadan Seviyorum Seni


Nefes bile almadan seviyorum seni!

İçimde dolaşan alkol gibi,
Sana gitgide sarhoş oluyorum!

Ruhumu kaybetmiş gibi,
Sadece senin için yaşıyorum!

Nefes bile almadan seviyorum seni!

Armağanımdır.



Fakir soframdaki bereketimdir gülüşlerin. Varlığındır onca acıya dayanma sebebim
ve acıya tok, mutluluğa aç gönlümün sevgi ekmeği. Senin gözlerinde yaşıyorum sevdayı. Acıların kırbacıyla kanayan yaralarıma tuz çuvallarını yüklenmiş giderken gülüşlerine rastladım. Dinmez dediğim sancıları kalbinde unuttum.

Denizin ortasında fırtınaya yenik düşmeye ramak kalmış bir balıkçının deniz fenerini görüp sahi delice sevinmesi gibi seninle mutluluklarım. Toprağına yıllarca yağmur tanesi düşmemiş çölün suya duyduğu özlem gibiydi sana yanan hasretim. Ah dağlarımda yeşeren nazlı çiçeğim, sana koşuyor yüreğim. Attığım her adımda adını anıyorum. Geceyi sevmezdim. Şimdi gece olunca gözlerini ararım semada. Sensiz bir an yüreğimde depremler oluyor. Ah sevda bu olsa gerek...

İlmek ilmek sevdanın motiflerini dokuyorum. Uçurtmaları hazır avuçlarımda baharların en güzel çiçeğini kokluyorum ve gece balkon kapını arala. Bir kırlangıcın kanadına yüreğimin sevdasını, gözlerine yarınlarındaki umutlarımızı ve yüreğine ise baharın en güzel mutluluklarını bıraktım. Sana armağanımdır.

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Elleri Küçük Sevgilim...


Sevgilim;

Senin o memleket gözlerini, güneş ışıklı ve bahar kokulu başını kollarımın arasına alıp ona saatlerce bakmalıyım ki ne söylemek istediğimi anlayasın; fakat bir yandan da sana yazmalıyım ve seni yüreğimin sesinden mahrum etmemeliyim diye düşünüyorum.

Ayrılışımızdan sonra garip bir tat kalıyor damağımda. İşte onun için gülüm, sana mektup yazarken ya da seninle telefonla görüşürken, öyle içli bir çocuk oluyorum ki sürekli nazlanmak, sızlanmak istiyorum.

Güneşte, denizin sonunda mavi bir duman gibi gözümde tütüyorsun; fakat ben seni böyle bir duman gibi görmemin yerine, sahiden görmek istiyorum çıplak ayaklarını ve sahiden dokunmak istiyorum küçücük ellerine. Halbuki sen varsın şehrimde, etinle, kemiğinle ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın ve de kocaman gözlerinle...

Okyanus kalpli sevdiğim, kalbini dalgalandırma sakın. Sen var git mehtap uyanmadan güne "merhaba" de ve ben de bu güzel okyanusta bir yelkenli gibi sarhoş olup sahillere vurayım.

Yorgunum bir tanem, yorgunum... Çürümüş sulardan, yalan ve ahmaklığın bataklığından geçtim, adam boyu sazlıklarda kaybolmadan... İzin ver, sularında arınıp dinleneyim.

Anlayacağın, ben bu yolculuğumda ne senin beyaz dişlerinde ezilen üzümlere doyabildim, ne de ilkbahar sabahına benzeyen yatağına...

Dolayısıyla şairin deyimiyle "ben senin için bir kuş kolaylığıyla ölmeye de bin yıl yaşamaya da varım."

Elleri Küçük Sevgilim;

Ne olurdu sürmeni ben getirebilseydim sana? İstanbul'un yıldızlı gecelerinden, bir kardelen takabilseydim yakana, Palandöken'in en yüksek tepelerinden?..

Bu gece bütün endamınla odama gel ve gir içeriye. Yeni yıl dansı seni bekliyor. En büyük ustaların şiirlerini senin için besteledim. İzin ver, o küçük ellerini öpeyim...

Her Şeyimsin Ömer'im...

Biz ki birbirimize böylesine kenetlenmişken
Bu aşk uğruna her şeyi göze almışken
Birazcık mesafenin, hasretin lafı mı olur sevdiğim?



Dünyada söylenebilecek en güzel iki kelimenin anlamını çözüyorum sende. Senin uğruna yitirdiğim tüm değerlerime karşı hayatta kazanabileceğim en müthiş şeysin benim için. İyi ki varsın, iyi ki yanımdasın. Seni son nefesime kadar dünyaya anlatacak kadar değil, öldüğümde bile meleklere anlatacak kadar seviyorum. Sen benim her şeyimsin yar.

13 Temmuz 2010 Salı

Gelirsen sadece kendini getir bana



Gelirsen pırıl pırıl bakışlarınla gelmelisin ve mutluluğu asmalısın sol omzuna. Bakışlarına kan dökmemelisin, kinden, nefretten, her tür tuzaktan arınarak çıkmalısın yola. Hayatı taşıyacak kadar yürekli olmalı küçük parmakların, avuçlarının içiyse her dem ıslak olmalı.

Gelirsen gözlerini getirmelisin, içlerinde bakmaya doyamayacağım umut dolu gözbebeklerini de almalısın yanına. Bir ceylanı bile kıskandıracak o nefis yürüyüşünle gelmelisin bana. Yürek titreten gülüşlerini de almalısın yanına ve akmalısın yüreğime daha ilk merhaba demek için hazırlık yaptığım anda.

Ardında bıraktığın sözcüklerin tümünü silerek hafızandan, o öpmeye kıyamadığım dudaklarınla gelmelisin. Güneşi getirmelisin gelirken, karanlıkların üzerine çullanmalıyız seninle ve içimize gömmeliyiz karanlığı. Hayatla başa çıkabilecek kadar sert, en küçük kırılmada parçalanacak kadar yumuşak bir yürekle gelmelisin bana gelirsen.

Minicik öykülerinle gelmelisin, bir kedi kadar sessiz, bir kaplan kadar yırtıcı olmalısın yola çıktığın andan itibaren. Seni dinleme zevkini de getirmelisin bana, dudaklarından dökülen her sözcüğü içmeliyim kana kana.

Fesleğen kokulu saçlarınla gel gelirsen ve içinden topladığın çiçeklerini ver bana. Yüreğinden sessizce süzülen nehirlerini getir bana, utangaçlıklarını, sokulganlıklarını, çılgınlıklarını da yanına yoldaş yaparak.

Ama neyse sen bana aldırma.

Unut yukarıda istediklerimin tümünü.

"Gelirsen Sadece Kendini Getir Bana."

Bir daha sevdim...



-"Oof!" dedi.
-"Ne oldu?" dedim.
-"Hiiiç..." dedi.
-"Her şeyi bırak, gel benimle." dedim.
-"Olur mu?" dedi.
-"Topu topu bir tabak fazla koyarız soframıza." dedim.
-"Olmaz!" dedi.
-"Neden?" dedim.
-"Aynı tabakta yeriz." dedi.
Bir daha sevdim...

Sadece Senden


Güzel gözlerindeki yeni hayat mı,

Böylesine heyecanlanmamın sebebi?

Yazamayacak kadar tutulmamın sebebi...

Yazdan mı yoksa?

Yok yok!..

Benimle ilgili olan her şey,

Sadece, senden!..

12 Temmuz 2010 Pazartesi

En güzel yazgımsın!



Bütün iyilik ve güzellikler seninle varoldu.
Bütün anlamsızlıkların anlamlılığı
ve tüm çirkinliklerin güzellik hayranlığı.
Hani insan paylaştıkça insandır ya,
Hani insan sevgisini bile paylaşmalı derler ya,
Hani sevgi paylaştıkça büyür derler ya...
Senin sevgin nasıl paylaşılır?
Sana duyduğum sevgiyi kendimden bile kıskanırken,
Nasıl paylaşırım ki doyamadığım hesapsızca sevgini?
Avaz avaz susup da için için sevdim ben seni.

Kalbimin adısın!



Seninle geçen hiçbir cümleye küçük harfle başlamadım ben.
Başkalarının güzel diye nitelendirdiği kelimeler bile
Seni ima ettiği için güzeldi,
Sensiz hiçbir çekiciliği yoktu.
Hepsi ışığını güneşten alan birer yıldızdı benim için.
ve duygularımın barındırdığı cümlelerin
En görkemli, en şahşahalı köşeleri hep senindi.
Kalbimin adı sensin.

Seni bir başka severim ben.



Seni bir başka severim ben.
Kimseyi sevmediğim gibi, bir başka işte, tarif etmesi zor!
Ben seni sevdiğimde bir şehrin ışıkları gibi yanar gözlerim.
Önüne ardına bakmadan, hesap yapmadan, seni tüm kalbimle severim.

Seni bir başka severim ben.
Nefesim gibi, çocuğum gibi, vazgeçmeyi aklımdan hiç geçirmeden severim.

Adını söylerken içim titrer.
Elim ayağım kolum gibisin.
Ne zaman değse tenim tenine, ne zaman sevişsek, bir tören gibi gelir.
Bu sevişmek bile değil, bir çeşit dua gibi.
İki insan tek olurdu kimseler görmeden.
Gerçekten tek ve bir oluruz.

Seni bir başka severim ben.
Diğer sevdiklerimden farklı severim.

Bir sahneyi çok net hatırlıyorum.
Dans ediyoruz göz göze.
Sen bensin, ben senim, birbirimizin kalbinde yeniden aşık oluyoruz.
Biri şarkı söylüyor sahnede.
Etrafımızda insanlar var.
Bize bakıyorlar mı bilemiyorum.
Ben sende kaybolmuşum.
Kolların sarmış bedenimi, gülümsemende aklımı takılı bırakmışım.


Seni bir başka seviyorum ben.
Gözyaşım gibi, gülüşüm gibi, dostum gibi,
Canım gibi, babam gibi, adamım gibi,
Bir dua gibi, seni bir başka seviyorum.
Ömür boyu da seveceğim!

Seni beklemek böyle bir şey...



Şu beklemek yok mu kalbe hançer saplamak gibi.
Ne uzun, ne sabırlı ve ne sonsuz bir zaman eylemidir beklemek!
Hani der ya şair; şeytan bile beklemez bir günahı seni beklediğim kadar...
Beklemek; canın tükenişidir.
Yok sayılmalıdır dünyada bekleyen.
Onun baktığı yer, onun attığı kalp başka yerdedir.

Beklemek kadar büyük bir yürek törpüsü var mıdır gönüle?
Ne azap dolu bir iştir beklemek!
Bazen geleceğini bilerek daha kötüsü belirsizliği beklemek.

Ben bir gün seni beklerken öleceğim.
Korkarım ki hiç öğrenemeyeceksin üstelik bunca hasret kokusuyla özlendiğini.
Güneşi bekleyen ayçiçekleri gibi seni hiç bıkmadan bekleyeceğim.

Bilemezsin ne zordur bekleyene geçmek bilmeyen vakit.
Saatin arsızlığına denk gelirsin.
Yelkovanla akrep bu kadar düşman mıdır birbirine?
Yıllardır peşisıra giderlerdi oysa!

Seni beklerken kaybediyorum şu ufacık aklımı.
Gündüz de karanlık bana güneşe rağmen.
Delirmemek elde değil birini beklerken; gel gör ki onu bile beceremiyorum.
Beklemenin zulmünü bekleyen bilir.

Kan ter içinde bir savaş verirsin bazen koltuğun üstünde, bazen yatağında.
Neye sarılsan beklediğine sarılmanın özlemini gidermez.
Burnunun direği sızlar aklına düşünce...
Burnunun direğinin sızlamasının sadece bir deyim olmadığını o zaman öğrenirsin.

Uzun bekleyişlerde gözyaşı olmaz.
Çünkü o gözyaşlarını çok önceden tüketirsin.
Kan damlar yüreğinden, dışarıdan bakan anlayamaz.
Ben seni; bir gece yarısı edilen duaya cevap gibi, yağmura susamış toprak gibi bekliyorum.

Seni beklerken yaşlanacağım.
Beyazlar düşecek saçlarıma, gözümün kenarındaki çizgilere bakıp kahrolacağım.
Ömrüm geçip gidecek yokluğunun kıyısında.
Seni beklemek cehennem gibi kavuruyor tüm bedenimi
Ama biliyorum ki vazgeçmeyeceğim.
Yanacağım bu ateşlerle
ve gün gelecek yüzümde yokluğuna bile razı olmanın tebessümüyle öleceğim.

Seni istiyorum!



Kimseye benzemiyorsun sen, tanıdığım hiç kimseye. Belki de bu yüzden sana böylesine düşkünlüğüm, sana doyamayışım, sana ulaşma çabam, her an düşüncelerimin senin ekseninde gezmesi hep bu yüzden...

Seni istiyorum.

Aşk zamana meydan okur ama sen ona karşı koyamazsın. Orada durup öyle bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru. Aşkın anahtarı cesaret değil mi? Cesur olmak gerekmez mi sevdayı yaşamak için, bir sevdayı büyütmek için?

Ben tutkunun en koyu, sevdanın en deli sözcüsüyüm. Onlar adına konuşuyorum ve onları yaşıyorum umarsızca yüreğimde. Yarını olmayan zamanlarda, hiçbir şeyi düşünmeden erimek adına konuşuyorum. Gözlerinin içine bakarak seni seviyorum demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp, hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum. Yaşamıma senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha asla kaybetmemek istiyorum gözlerinde.

Seni istiyorum, canıma bir can daha katmak için, ruhumun yalnızlığına, yüreğimin acısına son vermek için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü ve daha mavi bir sevda için.

Seni istiyorum! Yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil... Şimdi!

11 Temmuz 2010 Pazar

Sevdim...


Ben seni;
Bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim;
Parlak bir inciydin benim için,
Paha biçilemez bir inci...

Ben seni;
Soğuk ve yağmurlu bir günde,
Seni düşünürken,
Gülüşündeki sıcaklığın içime dolup,
Beni sardığı bir anda sevdim.

Ben seni;
Sadece selvi boyun, siyah saçların ya da kara gözlerin,
Veya güzel bir yüzün var diye değil;
Fikirlerinle, konuşmandaki güzelliğinle,
O kor hâlde yanan yüreğimle sevdim.

Ben seni;
Derinden ve hissederek sevdim.
Her kalp atışımda,
Vücudumun dört bir köşesine yayıldığını
Beni sardığını,
Her nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevdim.

Ben seni;
Ellerinden tutup kanımın kaynadığı,
Kalbimin yerinden fırlayacağını hissettiğim anlarda,
O ıslak dudaklarınla,
Beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim.

Ben seni;
O sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda,
Kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım,
Çaresizlik içinde olduğum,
En sıkıntılı anlarımda sevdim.

Ben seni;
Sen ne kadar uzak olsan da,
Aramızdaki mesafe ne kadar çoksa,
O kadar yoğun ve o denli çok sevdim.

Ben seni;
Kalbimde yanan ateşinle,
Zihnimde oluşan hayallerinle,
O ay parçası çehrenle,
Bana derinden bakan o güzel gözlerindeki ışıltıyla,
Görecegim anları beklerken sevdim.

Ben seni;
Kalbimin yanıp tutuştuğu anlarda,
Gelip bu ateşi alevlendirerek,
Bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim.

Ben seni;
Hep sevdim.
Hep seveceğim.

Sєηi ÖzLєDiм



Sana baharları getirirken terlemiş yüreğimi ılık nefesinle kurula.
Sevdanın kundağına sarıp düşlerinde uyut beni.
Üşüyen tenimi nefesinin sıcaklığıyla sar.
Avuç içlerinde uyurken gülüşlerimden öperek uyandır beni.

Sessizce...


Görüyorsun değil mi?
Bir sevdayı büyütüyoruz seninle...
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum.
Bak, nasıl da beyaza döner gibi yedi renk;
Birleşiyoruz, sessizce...

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Seviyorum sevgilim...



Kalbimi açtım sana. Tüm saflığıyla kendimi bıraktım sana. Evet sevgili, kendimi emanet ettim sana. Gözlerimi kapatıyorum ve sana uyanıyorum şimdilerde ben. Değişiyorum, evet değiştiriyorsun beni sevgili. Gittikçe sana değişiyorum. Ben ''Sen'' oluyor zaman geçtikçe...

Ellerinde tuttuğun kalbimi hiç bırakma olur mu? Unutma sevgilim ben kendimi sana emanet ettim. Var olduğun sürece varım. Seviyorum seni sevgilim. Küçük bir çocuğun annesine bağlılığı gibi bağlıyım sana. Kim koparabilir ki elini elimden? Kim ayırabilir ki yüreğini yüreğimden? Kim sevebilir ki seni benim kadar? Her gün biraz daha büyüyen ben, şimdilerde adam oluyorum sayende...

Lâl oldum!



Gece olduğunda seni aydınlatan hilal oldum.
Uykuya daldığında rüyanda gördüğün hayal oldum.
Sana yakın olayım diye damarlarında dolaşan kan oldum.
Bir hâl oldum sana kavuşayım diye, hamal oldum seni taşıyayım diye
ve saçlarına dokunayım diye tenini okşayan rüzgar oldum.

Mum gibi eriyip aktığında seni saran alev oldum.
Kışın soğuk ayazlarında seni koruyan duvar oldum.
Yazın sıcak günlerinde hastalanmayasın diye gölgen olan bulut oldum.
Hayat oldum yaşayasın diye, nefes oldum soluklanasın diye
ve beni unutmayasın diye benliğine kazınan isim oldum.

Gökyüzüne bakıp bir dilek tuttuğunda kayan yıldız oldum.
Sığınacak gölge aradığında iri cüsseli bir meşe oldum.
Susuzluğunu gideresin diye sokak başında çeşme oldum.
Soru oldum cevabını arayasın diye, tasa oldum düşünesin diye
ve hislerini yazasın diye kalem oldum kağıt oldum.

Hüzünlenip ağladığında akan gözyaşın oldum.
Gülümsediğinde etrafında uçuşan pervane oldum.
Mest olasın diye kulaklarında yankılanan nağme oldum.
Kitap oldum okuyasın diye, çiçek oldum koklayasın diye
vesevdiğimi söylemeden bilesin diye ağzı kilitli lâl oldum.

Kalbime Anlat Sevgili!



Yüreğimdekileri anlatacak sözcükleri bulamıyorum.
Başka bir dil lazım, başka bir anlatım şekli, belki de kalp okumayı öğrenmek!

Bu yürek sana akmak istiyor ırmak gibi, önünde durulmuyor.
Kendi kalbime yabancı gibiyim.
Söz geçiremiyorum.
Kafasına eseni yapıyor.
Onun büyük sevdası karşısında hayranlık duymamak mümkün değil.

Seni sevmeye yemin etmiş bir kere sözünden dönmüyor.
Öyle bir inatla sevmiş ki seni bana mısın demiyor.

Aşk dediğin bir çeşit delilik!
Akıllı insan işi mi; geceler boyu tavana bakıp bir yüreği düşünmek?
Akıllı insan işi mi; belki de bir ömrü bu duaya amin diyerek geçirmek?

Ben kalbimi anlayamıyorum.
Ne buldu sende neyini sevdi bilemiyorum.
Aslında biliyorum da dedim ya kelimeler yetmiyor, anlatamıyorum!
Yürekten sevdiğin insanlarla aranda bir telepati oluştuğunu biliyor musun?
Tam seni düşünüyorum mesela telefon çalıyor.
Bir bakıyorum arayan sensin.
İçim sıkılıyor sabah saati nedensiz seni arıyorum.
Bakıyorum sesin bozuk keyifsizsin.
Anlıyorum ki benim de sıkıntımın nedeni sensin.

Uzun uzun konuştum yüreğimle!
Sana dönmüş yüzünü kıbleye döner gibi.

O duygusal bağın adı ne bilemiyorum.
İster telepati de, ister sezgi!
Oysa şimdi şu karşı koltukta oturuyor olmalıydın!
Olmalıydın çünkü seni çok özledim.

9 Temmuz 2010 Cuma

Gördüğüm tek şey ' O ' . . .



-Önüne baksana !

-...

-Görmüyor musun ?

g ö r m ü y o r u m !


Gözüme perdeler indirdi bu sol yanımın sızısı.
Yüzüme hüzün serpti dudaklarıma dokundurduğu hasreti.

Neyin eksik ' gül ' demeyin!

Gördüğüm tek şey 'O'...

d u y m u y o r u m !


Konuşsanız da anlamıyorum, dinlemiyorum, dinleyemiyorum.
Kurduğunuz her bir cümle bana yine onu anlatıyor.
Anlattığınız onca şey içinden tek tek seçiyorum harfleri ismi diziliyor yüreğime.
Her şey 'O' oluyor duyabildiğim tek melodi.

Tek ses 'O' anlıyor musunuz?

Duyabildiğim tek ses 'O'...

k o n u ş a m ı y o r u m!


Dilimden anlamıyorsunuz.
Ben 'O' diyorum 'GİTTİ' diyorsunuz.
Hâlâ konuşmamı (neden) bekliyorsunuz.
'O' diyorum anlamıyorsunuz...
Derdim de dermanım da 'O'
Başım da sonum da 'O'...

Dilime düşerebildiğim bir tek 'O'

h i s s e d e m i y o r u m!


Yanağıma değen gözyaşlarının aktığından habersizim
'neden ağlıyorsun ?' demeyin.

Gülüşü düşüyor gözlerime gülümsüyorum
'neden gülüyorsun ?' demeyin.

d e m e y i n.
Burda değilim ki ben...

Göremiyorum, duyamıyorum, konuşamıyorum, hissedemiyorum...

a n l a s a n ı z a !

Gördüğüm de, duyduğum da, konuştuğum da, hissettiğim de

'O'
'O'
'O'

Sözümdür!


Seni sonuna kadar sahiplenip, hep seninle olacağım.

Sana karşı ölümüne dürüst, ölümüne haysiyetli olacağım.

Yanımda olmadığın zamanlarda, senin için hep endişeleneceğim.

Seni gözünün rengi, dudağının şekli için değil; seni, hep "sen" olduğun için seveceğim.

Varsa, tüm kusurlarınla ve günahlarınla, her şeyinle seveceğim.

Sevgimle beraber, sana karşı saygılı da olacağım.

Bensiz dışarı çıkmana izin vermediğim zaman olursa, ben de sensiz dışarı çıkmayacağım.

Seninle olacak olan bilmem kaçıncı buluşmamızda, bilmem kaçıncı sevişmemizde, bilmem kaçıncı görüşmemizde, bilmem kaçıncı... Bilmem kaçıncı öpüşmemizde bile, her zaman onun ilkindeki gibi, aynı heyecanla seni saracağım, koklayacağım...

Ama...

Ama, kusura bakma kadınım!

"Seninle ilgili her şeye karışacağım!

Her 'Neden?'inde, her 'Niçin?'inde ve her 'Niye?'nde; bütün sorularına, 'çünkü ben senin erkeğinim!' diye cevap vereceğim!

Tabii ki sana bakan bir çift gözden bile, seni sakınacağım, seni herkesten ve her şeyden kıskanacağım!"

8 Temmuz 2010 Perşembe

Adamım!



Seni bulmak ne kadar değiştirdi beni...

Ne çok biriktirmiştim kelimelerimi...

Bir bir dökülürken dilimden sevda sözcükleri senin o tedirgin duruşun bile durduramıyor beni. "Seni soluyan bir rüzgara kapılmış gidiyorum", yüreğimi bir yelken gibi açtım, seninle dolduruyorum. Seninle olmanın, seninle yaşamanın ve zamanı sadece seninle paylaşmanın eşsiz hazzını duyumsuyorum, ne iyi ettin de geldin. Bu bir masalsa bitmesin. Bir hayali yaşıyorsak yitirmeyelim. Hep biz çözecek değiliz ya gerçeğin düğümlerini, bırak kendi halinde kalsın. Ruhuna talibim ben, asıl gerçek bu. Kaçışlardan bıkmış, hep yarım kalmış ruhumda bir tek seninle doyuma ulaşacak, kendini bulacak. Dedim ya, sen geldin.

Bugünlerde bir çocuk gibi yüreğim kıpır kıpır...

Dur durak bilmiyor sanki...

Sahi, çocuk olmayı ne kadar çok özlemişim ben. Senin içindeki çocukla oynayacak bendeki çocuk. Saf ve tertemiz olacak. Misket oynayacak, ebe olacak. Ama senin olmadığın hiçbir oyunda yer almayacak. Korkma, içindeki o çocuk hep yaşayacak, kimsenin zarar vermesine izin vermeyeceğim. Çünkü sen o çocukla varsın, o çocukla geldin. Yoktum ben, senden önce yoktum sanki. Sen geldin; varlığını bildim. Sen geldin; bir dokunuşun, bir öpüşün nasıl da büyük bir mutluluğa dönüştüğünü gördüm. Sen geldin; ben oldum, aşk oldum.

7 Temmuz 2010 Çarşamba

~ Sürerim s e n i tenime, yarama zehir olsan.

- “Üşüdüm!” dedim.
- “Bir dakika üstüme bir şeyler alıp geliyorum.” dedi.
- “Nasıl ya? Üşüyen benim ama?” dedim.
- “Tamam işte sen içimdesin ya.” dedi.
Isındım...

6 Temmuz 2010 Salı

Öyle birini bulun ki...



Öyle birini bulun ki;

Size içten bir şekilde güzel olduğunuzu söyleyen;
Suratına kapadığınızda sizi geri arayan;
Sizin uykuya dalmanızı seyretmek için uyumayan;
Sizi alnınızdan öpen;
Sizi en zor anlarınızda bulutların üstüne çıkarmak isteyen;
Arkadaşlarının önünde elinizi tutan...

Öyle birini bekleyin ki;

Size sahip olduğu için kendini şanslı sayan;
Ne kadar önemsediğini hatırlatan;
Arkadaşlarına dönüp 'aradığım o.' diyen...

Ben böyle birine, hatta burda saymakla bitiremeyeceğim kadar güzel özellikleri olan bir eşe sahibim. Ne mutlu bana!
Güzel sözlüm, güzel dillim, güzel gözlüm, güzel yüreklim :)
Bu kadın sana deli gibi aşık, sana tapıyor, seni çok ama çooook seviyor :)
İyi ki seninim.


5 Temmuz 2010 Pazartesi

Gülüm...


GÜLÜM...

Hep yağacağım çağıl çağıl, senin için...
Senin "için" hep serin kalsın, hep benim kalsın diye...

Damarında kanın olmuşum senin, sen de benim...
Birbirimizi beslemezsek, çürür gider ruhlarımız...

Yarim Yarim...

Sevdan ile düştüm yaban ellere,
Dalıp çıktım; ateşlere, küllere...
Giyin de bir çarık, gel ardım sıra,
Dağlara, yollara, çöllere...
Diyardan diyara bir yol,
Sor beni, yarim yarim...
Bul beni, yarim yarim...
Gör beni, yarim yarim...


Sen kalem ol, ben de kâğıt,
Yaz beni, yarim yarim...
Çiz beni, yarim yarim...
Çöz beni, yarim yarim...

* Aşka aç gözlerini *



Sana geldim kapatma gözlerini.
Umutsuz aşkların bıraktığı bütün tortuları temizleyip
bir tek sana kalmak için geldim, bak yüzüme.
Aşka dair ne varsa göreceksin gözlerimde.
Kendini göreceksin.
Seni yaşarken baska diyarlarda olamazdım.
Yüreğimde seni taşırken başka kalplerin her an gitmeye hazır, huzursuz konuğu olamazdım, bu yüzden geldim.
Vazgeçişlerle dolu bütün aşklara, bir yüreğin nasıl vazgeçilmez olabileceğini kanıtlamak için geldim, haydi bak bana.
Ben o gözleri hayal ettim bunca yıl.
Sensizliği yaşarken bile gözlerin yıldız olup eşlik etti en karanlık gecelerde.
En derin mavilikleri o gözlerde buldum.
Ayazda bahardı gözlerin, gri bulutları dağıtan güneş,
yağmurdan sonra dünyayı çepeçevre saran gökkusağı.
Şimdi o gözlerden mahrum mu bırakacaksın beni¿
Sana geldim diyorum, anla beni.
Her şeyi göze alıp en dikenli, en engebeli tuzaklarla dolu yollardan yürüyüp geldik.
Açmazsan gözlerini asla görmeyeceksin bendeki seni.
Haydi bak nasıl doluyum seninle, nasıl gelip oturmuşsun yüreğimin en derin köşesine.
Bu aşk bizim mabedimiz olsun, kapanalım ve yıllarca hiç bıkmadan şükredelim askımıza.
Haydi aşka aç gözlerini!

4 Temmuz 2010 Pazar

" B İ Z "



"Yanımda olamasan da kalbimdesin HER SOLUKTA"



Boş ver anlamasınlar seni, ben anlarım bakışından, bilirim her hücreni.



Elleri ellerime, gözleri gözlerime, sαçlαrı sαçlαrıma kαrışαn bir SεИ ol. ♥



Sen benim yαnımdαyken hiçbir şeyden korkmuyorum (: ♥



αyrılırsαk ölürüz "B İ Z", bir bedende bütünüz "B İ Z" ♥



Elini tutmαzsαm uyuyαmααm ki , sesini duymαzsαm dαyαnαmαm ki... (:

Bambaşka özledim . . .



Susuşlarım susturduklarım konuşacak sanki bu gece . .
Bu gece bambaşka özledim seni . .
Bu gece canım çok yanacak .


. . Öz . .
. . Özle . .
Susturamıyorum artık .
Özledim ! diye haykırıyor içimde bir şeyler ..
Senden kalanlar sanki bunlar `
Özledim işte
. .

/ avuçlarımın avuçlarında terlemesini,
sus pus olup gözlerinde kaybolmayı,
saçmaladığımda gülüp ' deli ' demeni,
Sarılmanı, kızmanı ` ..
En çok ' seviyorum ' deyişini . . ~ /

Bu gece yanımda olmalısın
Seviyorum deyip sarılmalısın sımsıcak `
Yanmalıyım tüm sıcaklığınla . .
Seviyorum demelisin
Ben de ' ben de seviyorum ' demeliyim
bütün doğruluğuyla .

Çünkü

Bu gece bir başka yanıyor canım
Bu gece daha çok acıtıyor yokluğun .
Bu gece bir başka özledim seni
Bu gece bambaşka özledim seni . .

3 Temmuz 2010 Cumartesi

R e n g a r e n k = )



Eskiden bambaşkaydım, herkes tamdı ben yarım
Boşluklar hep dolar, yalnızdı benim yanım
Bir gün aşka rastladım, sildim yeni başladım
Bir omuzum oldu sonunda, ha hay başımı yasladım

Gözüm kara kalmadı yara, oldum renga rengarenk
Bazen her şey sararıp solar, biz hep renga rengarenk

Ben suysam o ateş, ruhu var ruhuma eş
Griler hep düşmanım, kırmızılar bana kardeş
Dilimde o nağmeler, seviyorum demeler
Saçlarım hep boynunda, ha hay ne güzel kareler

2 Temmuz 2010 Cuma

Yalnız Bırakma Beni Olur mu?



Seni tanıdığımdan beri o kadar masumum ki; ışığım, pusulam, haritam, kılavuzum, rehberim, gerçeğe giden yolum, doğruyu fısıldayan dilim oldun... Her çiçekte kokunu alıyorum, her kelebekte sesini duyuyorum... Hiç gitme, yalnız bırakma beni olur mu?

Söylesene sen mi oynuyorsun bu saatlerle? Vakit o kadar çabuk geçiyor ki; arkanı döndükten sonra varlığının gerçekliğine inanamıyorum. Sanki her şey hayal, sanki bir daha olmayacakmışsın gibi. Zamana yenilme; yalnız bırakma beni olur mu?

Senden önce dünyanın yalana bulanmış bir kasaba olduğunu düşünürdüm. Seni yaşamak için rezil bir hayatı çekmeye değermiş. Neden bu kadar yıl beklettin ki? Artık isteyen istediği yere gidebilir, ama sen yalnız bırakma beni olur mu?

Ben de çok seviyorum ama yazamıyorum anlatamıyorum senin gibi. Seni tanımak bu hayattaki en büyük başarım. İnan ruhumu ferahlatıyorsun, yalnız bırakma beni olur mu?

Sadece seninim ben. Aklım sende, kalbim sende, ruhum sende. Durup durup yerli yersiz seni düşünüyorum. Her gece aynı rüyayı görüyorum. Yine o beyaz bulutla gelmeni bekliyorum. Artık gel, yalnız bırakma beni olur mu?

Her an senin sıcaklığını duyuyorum içimde. Yanında öyle huzur dolu, öyle mutluyum ki... Senden başka her şeye omuz silkiyorum. Dünya köz olmuş umurumda mı? Sen yanma ama yalnız bırakma beni olur mu?

Ellerime dokununca depremler çıkarıyorsun yüreğimde. İki dakikalık ılık nefesini senelerce hissediyorum sanki. Hırsız gibi girdin dünyama ve her şeyimi alıp götürdün. Her şeyimi al, her şeyim senin olsun ama yalnız bırakma beni olur mu?

Sana minnettarım sevgilim...











Ölene dek ellerimden tut bizim bu yarınlar
Birleşen bu iki kalple sonsuza aşkla mutluluklar
Sönsün tüm ışıklar bizim bu akşamlar
Sen ve benim tüm yaşananlar

Sana minnettarım sevgilim o küçük kalbine beni sığdırdığın için
Sana minnettarım sevgilim beni deli gibi sevdiğin için
Sana minnettarım sevgilim yüreğini bana verdiğin için
Sana yemin edebilirim son nefesimi bile kollarında vereceğim için

Bir ömür boyu böyle gider, bu kadın bir ömür boyu böyle sever seni
Hepiniz duyun beni, buldum onu buldum, tıpkı bir ben gibi
Dudaklarından adım dökülürken içim titrer, bunu sen de bil
Sana verdiğim hiçbir sözden geri dönmem, kalbime dilim kefil

Ölene kadar gözlerimi kırpmadan seni seyredebilmek tek dileğim
Bana ne kadar sürer acaba diye sorma, sana nasıl anlatabilirim
Ölene kadar dedim ya boş ver, seni öldükten sonra da sevebilirim
Yalnız sana güvenerek arkama bakmadan sırtımı dönebilirim

Beni kendine hapsettin, ben seninim ve kölenim, ellerimin tek sahibi sensin
Benliğime seni kazıdım, artık adımın anlamı kalmadı, yas bunu bana hissettirdi
Yaşadığımın farkına vardım, düşün o tacımı bana geri taktın
Kraliçe tahtına senin, o tertemiz kalbine yerleşti bir kere
Ve de gitmeye niyetim yok, bunu sok beynine

Dünyam sensin ve de tersine dönse tek geçerim seni sevgilim
Saçının tek bir teline can veririm, bunu herkese gösterebilirim
Canım senin, kanım senin, al bu kalp senin, melek senin, yas senin
Önüme bin nuru sürün

Tek yanlış sen olsan yine de sen derim
Aklına geldi mi şu bu deme bana hiç, aklım sensin deli gibi yani
Seni ben gibi hissedebilirim bunu ispatlayabilirim sevgilim...